Blog

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Nedir ve Nasıl İşler?

İzale-i şuyu — mavi pencereli, çiçekli balkonlu apartman cephesi
Yazar: Oğuz Üşenmez · Yayın tarihi: 19 Temmuz 2026

İzale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi, birden fazla kişiye ait olan bir taşınmaz ya da taşınırdaki ortaklığın sona erdirilmesine yönelik hukuki bir yoldur. Bu yazıda izale-i şuyu davasının ne anlama geldiğini, hangi paylaşım yöntemlerinin uygulandığını, dava sürecinin nasıl işlediğini ve mirasla ilişkisini bilgilendirici bir dille ele alıyoruz. Amacımız, ortak mülkiyet ilişkisini sona erdirmek isteyen kişilerin süreci genel hatlarıyla kavramasına katkı sağlamaktır.

Ortak mülkiyet, çoğu zaman miras yoluyla ya da birlikte satın alma sonucunda ortaya çıkar. Zaman içinde ortaklar arasında malın kullanımı, satılması veya paylaşılması konusunda anlaşmazlık doğabilir. İşte bu noktada, ortaklığa hukuki bir yolla son verilmesi gündeme gelir. Aşağıda önce kavramı açıklıyor, ardından paylaşım yöntemlerini, dava sürecini ve mirasla bağlantısını sırasıyla değerlendiriyoruz.

İzale-i şuyu — mavi pencereli, çiçekli balkonlu apartman cephesi

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Nedir?

İzale-i şuyu, aynı mal üzerinde birden çok kişinin sahip olduğu ortaklık ilişkisinin, malın aynen bölüştürülmesi ya da satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu, ortaklardan her birinin, ortaklığın devamını öngören bir engel bulunmadıkça, bu ortaklığa son verilmesini isteyebileceğini kabul eder. Yani ortaklardan biri paylaşmak istediğinde, diğerlerinin rızası olmasa dahi hukuki yola başvurabilir.

Bu davanın temelinde, kimsenin ortak mülkiyet ilişkisi içinde kalmaya zorlanamayacağı düşüncesi yatar. Ortaklar kendi aralarında paylaşım konusunda anlaşabiliyorsa, dava yoluna gitmeden rızai taksim mümkündür. Ancak anlaşma sağlanamadığında ya da ortaklardan birine ulaşılamadığında, ortaklığın mahkeme aracılığıyla giderilmesi yoluna başvurulur.

Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti Ayrımı

Ortaklığın giderilmesi bakımından mülkiyetin türü önem taşır. Paylı mülkiyette her ortağın belirli bir payı vardır ve bu pay üzerinde kural olarak serbestçe tasarruf edebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların payları belirli değildir; malın tamamı üzerinde birlikte hak sahibidirler ve tasarruf için genellikle birlikte hareket etmeleri gerekir. Miras ortaklığı, elbirliği mülkiyetinin en yaygın örneğidir. İzale-i şuyu davası, her iki mülkiyet türündeki ortaklığı da sona erdirmeye elverişlidir; ancak izlenecek yolun ayrıntıları mülkiyetin niteliğine göre değişebilir.

Ortaklığın Giderilmesinde İki Yöntem: Aynen Taksim ve Satış Yoluyla Paylaşım

Ortaklığın giderilmesinde başlıca iki yöntem bulunur: malın aynen taksimi, yani fiziki olarak bölüştürülmesi ve satış yoluyla paylaşım. Kanun, kural olarak öncelikle aynen taksimi gözetir; çünkü bu yöntem, malın elden çıkarılmadan ortaklar arasında paylaştırılmasını sağlar. Ancak aynen taksimin her mal için mümkün olmadığı durumlarda satış yoluna gidilir.

Aynen taksim, malın niteliği ve değerinde önemli bir kayba yol açmadan ortaklar arasında bölüştürülebilmesi hâlinde uygulanır. Örneğin büyük bir arazi, bağımsız parçalara ayrılarak paylara uygun biçimde dağıtılabiliyorsa aynen taksim gündeme gelebilir. Buna karşılık tek bir daire ya da bölünmesi hâlinde değerini yitirecek bir taşınmaz söz konusu olduğunda, aynen taksim çoğu zaman mümkün olmaz. Örneğin Çankaya ilçesindeki bir apartman dairesinin fiziki olarak paylara bölünmesi genellikle mümkün olmadığından, bu tür taşınmazlarda satış yoluyla paylaşım daha sık gündeme gelir.

Aynen Taksimin Uygulanabilirliği

Aynen taksimin mümkün olup olmadığı, malın fiziki özelliklerine ve paydaşların pay oranlarına göre değerlendirilir. Mahkeme, gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurarak malın bölünebilir olup olmadığını araştırır. Bölünme sonucunda paylar arasında değer farkı doğuyorsa, bu fark ivaz eklenerek dengelenebilir. Taksimin malın değerinde ciddi bir azalmaya yol açacağı sonucuna varılırsa, mahkeme satış yoluyla paylaşıma yönelir. Bu nedenle her dosyada malın somut durumunun ayrıca incelenmesi gerekir.

İzale-i Şuyu Davasında Süreç ve Yetkili Mahkeme

Ortaklığın giderilmesi davası, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır ve sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Davada, mal üzerinde payı bulunan tüm ortakların davaya dahil edilmesi gerekir; çünkü verilecek karar bütün paydaşları etkiler. Bu nedenle davacı, diğer tüm ortakları davalı olarak göstermek zorundadır. Ortaklardan birinin dışarıda bırakılması, sürecin sağlıklı ilerlemesini engelleyebilir. Yetki kuralı gereği, örneğin Çankaya ilçesinde bulunan bir taşınmaza ilişkin dava Ankara’daki sulh hukuk mahkemeleri önünde görülür; ortakların başka şehirlerde ikamet etmesi bu sonucu değiştirmez.

Dava açıldıktan sonra mahkeme, öncelikle malın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını araştırır. Bunun için tapu kayıtları incelenir, gerektiğinde keşif yapılır ve bilirkişi raporu alınır. Aynen taksim mümkün değilse, malın satılarak bedelinin paylara göre dağıtılmasına karar verilir. Sürecin uzunluğu; paydaş sayısına, malın niteliğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişebileceğinden, sabit bir süre vermek doğru olmaz.

Dava Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

İzale-i şuyu davasında tarafların çıkarlarını etkileyen birçok teknik ayrıntı bulunur. Payların doğru belirlenmesi, tapu kayıtlarının güncel olması, taşınmaz üzerindeki ipotek ya da haciz gibi kısıtlamaların dikkate alınması sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Ayrıca malın değerinin gerçekçi biçimde tespit edilmesi, satış hâlinde ortakların hakkına uygun bir paylaşım için önem taşır. Bu ayrıntıların sürecin başında değerlendirilmesi, ileride doğabilecek hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur. Taşınmazlarla ilgili uyuşmazlıklarda süreç yönetimine dair gayrimenkul hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilirsiniz.

İzale-i Şuyu Davasının Mirasla İlişkisi

Ortaklığın giderilmesi davaları, uygulamada en sık miras yoluyla oluşan ortaklıklarda gündeme gelir. Bir kişinin ölümüyle geride kalan mallar, mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti şeklinde ortaklığa dönüşür. Mirasçılar bu malları kendi aralarında paylaşmak konusunda anlaşamadıklarında, ortaklardan her biri izale-i şuyu davası açarak paylaşımın mahkeme aracılığıyla yapılmasını isteyebilir.

Miras kaynaklı ortaklıklarda, paylaşımdan önce mirasçılık sıfatının belirlenmiş olması beklenir. Mirasçılık belgesinin alınması ve terekedeki malların tespit edilmesi, davanın sağlıklı yürütülmesi bakımından önemlidir. Ortaklar arasında bir kısım mirasçının paylaşımı istemesi, diğerlerinin ise ortaklığın sürmesini tercih etmesi durumunda dahi, isteyen mirasçı bu yola başvurabilir. Böylece hiçbir mirasçı, ortaklık ilişkisi içinde süresiz kalmaya zorlanmamış olur. Uygulamada mirasçıların farklı şehirlerde yaşaması sık karşılaşılan bir durumdur; tereke içinde Ankara’da bir taşınmaz varsa, bu taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davası taşınmazın bulunduğu yer esas alınarak Ankara’da yürütülür.

Miras yoluyla oluşan ortaklıklarda, dava açılmadan önce mirasçıların rızai taksim yoluyla anlaşmayı denemesi de mümkündür. Ortaklar malların paylaşımı konusunda uzlaşabiliyorsa, bu yol hem zamandan hem de yargılama giderlerinden tasarruf sağlayabilir. Anlaşma sağlanamadığında ise dava yoluna başvurmak, ortaklığın giderilmesi için tek seçenek hâline gelir. Hangi yolun uygun olduğunun somut durumun özellikleri gözetilerek değerlendirilmesi, tarafların sürecini gerçekçi biçimde planlamasına katkı sağlar. Payların oranı, malların çeşitliliği ve ortakların beklentileri bu değerlendirmede belirleyici olur.

Satış Yoluyla Paylaşım ve Açık Artırma

Aynen taksimin mümkün olmadığı hâllerde mahkeme, malın satılarak elde edilecek bedelin ortaklar arasında paylaştırılmasına karar verir. Bu satış, kural olarak açık artırma yoluyla gerçekleştirilir. Açık artırma, malın belirlenen bir gün ve yerde herkese açık biçimde satışa çıkarılması esasına dayanır; böylece malın piyasa değerine uygun bir bedelle satılması amaçlanır.

Satışın yalnızca ortaklar arasında mı yoksa herkese açık biçimde mi yapılacağı, mahkemenin vereceği karara göre belirlenir. Ortaklar aralarında anlaşarak satışın sadece kendi aralarında yapılmasını isteyebilirler. Açık artırma sonucunda elde edilen bedelden öncelikle satış giderleri karşılanır; kalan tutar ise paylara göre ortaklara dağıtılır. Satış sürecinin doğru yürütülmesi, malın gerçek değerinin altında elden çıkmaması bakımından belirleyicidir. Ankara’daki taşınmazlar bakımından satış işlemleri, mahkemenin görevlendirdiği satış memurluğu eliyle adliye bünyesinde yürütülür.

Satış aşamasında taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz veya intifa hakkı gibi yükler de dikkate alınır. Bu yüklerin satış sonrasında akıbetinin ne olacağı, alıcının ve ortakların haklarını etkilediğinden, sürecin başında bu hususların incelenmesi yerinde olur. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, satışa ilişkin adımların somut duruma göre planlanması önem taşır.

Kısaca: İzale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi, ortak mülkiyetin sona erdirilmesine yönelik bir davadır. Mahkeme önce malın aynen taksimini araştırır; bu mümkün değilse mal açık artırma yoluyla satılır ve bedeli paylara göre dağıtılır. Dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılır ve tüm ortakların sürece dahil edilmesi gerekir. Uygulamada en sık miras yoluyla oluşan ortaklıklarda gündeme gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

İzale-i şuyu davasını kimler açabilir?

Mal üzerinde payı bulunan ortaklardan her biri bu davayı açabilir. Diğer ortakların rızası aranmaz; tek bir ortağın paylaşmak istemesi davanın açılması için yeterlidir. Dava açıldığında, mal üzerinde hak sahibi olan tüm ortakların sürece dahil edilmesi gerekir.

Ortaklığın giderilmesi davası hangi mahkemede açılır?

Dava, malın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılır. Taşınmazın yeri yetkili mahkemeyi belirlediğinden, malın kayıtlı olduğu yer bu bakımdan önem taşır. Birden fazla taşınmaz söz konusuysa her birinin durumu ayrıca değerlendirilir.

Mal her zaman satılarak mı paylaşılır?

Hayır. Mahkeme öncelikle malın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını araştırır. Mal, değerinde önemli bir kayba yol açmadan ortaklar arasında bölüştürülebiliyorsa aynen taksim tercih edilir. Aynen taksim mümkün değilse satış yoluna gidilir.

İzale-i şuyu davası ne kadar sürer?

Kesin bir süre vermek doğru olmaz. Sürenin uzunluğu; ortak sayısına, malın niteliğine, keşif ve bilirkişi incelemesinin gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir. Her dosyanın kendi koşulları içinde ilerlediği unutulmamalıdır.

Miras kalan mallarda ortaklık nasıl giderilir?

Mirasçılar malları kendi aralarında paylaşmak konusunda anlaşamadıklarında, mirasçılardan her biri ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Paylaşımdan önce mirasçılık sıfatının belirlenmiş olması ve terekedeki malların tespit edilmesi sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *